Hakkımda
BİR ACAYİP ADAM
Son Yazılarım
Başlıksız
AŞK OKADAR GÜZEL BİRŞEY'Kİ
ATTİLA İLHAN
AHMET TELLİ
BİR ANIYDI MEVSİMLER
DOKUNAMASAMDA SANA SENİ SEVİYORUM
İCLAL AYDIN
SEN VE MAVİ
SENİ NE ÇOK SEVDİM BEN
SEVGİ OLMALI
Menü
Ana Sayfa
Profilim
Arşivler
KÜLTÜR SANAT
EDEBİYAT
RESİM ART GALERİSİ
ARKEOLOJİ
KÜTÜPHANEM & ÖDEV SİTESİ
SINAVONLINE.com
benim site
diğer
yazmak istediklerinizi buraya
diğer
yazmak istediklerinizi buraya

7/4/2007 -

Yorumlar (0) :: Bağlantı

24/1/2007 - AŞK OKADAR GÜZEL BİRŞEY'Kİ

Aşk o kadar güzel bir şey ki,

Bundan yaklaşık 4550 milyon yıl önce evrenin aşkı, toz ve gaz bulutlarından Dünyayı meydana getirdi. Ve bizler sadece 4 milyon yıl gibi kısa bir zamandan beri yerkabuğunun üzerinde varız. Gerçeği görmek gerekirse, aslında hepimiz toz ve gazdan ibaretiz. İnanabiliyor musun, bizler düşünen ve aşık olan kimyasal, biyolojik... varlıklarız. Hepimiz evrenin parçasıyız. Ve şimdi, bu mükemmelliğe ulaşıncaya kadar geçirilen tüm evreler, bizim hücrelerimizde 4550 milyon yıllık bir yaşanmışlık barındırıyor. Hayır, hayır! Her birimiz gerçekte, Güneş sisteminin, Saman yolunun ve galaksilerin oluşumunu hesaba katarsak, bizler başlangıcı belli olmayan bir noktadan, sonu belli olmayan bir noktaya doğru gitmekteyiz. Sonsuzluktan gelip, sonsuzluğa gidiyoruz.

Aşk o kadar güzel bir şey ki, yaşamımızın içinde muhakkak olmalı. Size sunulan kısacık yaşama hakkına, rastlantısal varoluşumuza değer vermeyip, bilinçsizce kendinizi tüketmeyin. Çünkü, iki ayrı bedenden yeni bir insan yaratmak, yaratabilmek, çok ama çok değerli.

Şimdi sizden bir dakika avuçlarınızın içine bakmanızı istiyorum. Lütfen bakın! İşte avuçlarınızın üzerindeki boşluk, aşık olduğunuzda başka bir avuç içiyle dolacak. Avuçlarınızın içi hiçbir zaman boş kalmasın. Tutun boş elleri sımsıkı, bırakmayın!

 

 

 

------------------------------------------------------------------------------

------------------------------------------------------------------------------

 

Aşık Olmak

--------------------------------------------------------------------------------

Aşık olmak oyle güzel bir duyguki aklın almaz gözlerin
asla görmez hele bide bu aşk kara sevda ise nasıl yurursun yemek nasıl yersin
eve nasıl gıdersin işin en ilginç yanı herşeyde ona bir pay
çıkarırsın
belki olmayana saçmalık gelebilir ama gerçek bu
ben dünyada inanmazdım birisi için bu kadar
merak için de olacagıma
ama onsuz tek bir hayalın
bile olmaz
onu düşünmediğin tek anın olmaz
uyurken bile gözlerini düşünüp koyarsın kafanı yastığın yumuşak yuzune
tabi o yastık taştan daha serttir ama naparsın işte yatmak zorundasın belki
rüyamda onu görürüm umuduyla işte aşık olmak böyledir sen de aşık ol dostum
olki dünya da birşey için yaşadığının farkında olasın
---------------------------------------------------

----------------------------------------------------------------

 

Aşk Dedikleri

--------------------------------------------------------------------------------

Aşk Dedikleri

Aşk: en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o,adı kendisidir zaten.Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur.''Aşık oldum'' dediğiniz an akan sular durur,küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlar.Çünkü aşkın dili tektir.Aşk cesaret ister,kocaman bir yürek ister.Nedir bu aşk denilen şey?Elle tutulmaz,gözle görülmezbir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar,güzellikler?Aşk,hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir,bu yüzdende kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir.Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz.Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik,aşkın sırrınıda çözerdik herhalde.Ama o zamanda aşkın insanı alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu.Aşk hayata ve zamana karşı işlenen en büyük suç ortaklığıdır,aşk hayatın bütün tek düzeliğine,bütün sıradanlığına en soylu baş kaldırıdır.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz.Ve elbette yaşanılan aşkı suçlamak,yargılamak,karalamak da aşka yakışmaz.Bu önce haksızlık kendinize saygısızlık olur.İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını karşılık görmesede,acı çekeceğini hissetsede,yarın terk edileceğini bilsede,ailesini karşısına alacağını bilsede taviz vermemeli aşkından.''SENİ SEVİYORUM'' diyebilmeligöğsünü gere gere.Aşk işte o zaman aşktır.Ve bunun doğrusu yanlışı yoktur,zaten aşkın kendisi doğrudur.Kime karşı duyuluyorsa bu aşk,doğru insanda işte odur.Aşkın zamanı yoktur hep hazırlıksız yakalar insanı.Evli olmanız,sevgilinizin olması,bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya çalışmanız,bağlılıktan korkmanız,ailenizden çekinmeniz,hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiçmi hiç umrunda değildir.İşte aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelme yürekliliğidir,belkide yeni hayata geçebilme yoludur...Aşkın ne zaman geleceği belli olmadığı gibi,ne zaman gideceğide hiç belli değildir.Fazla vakti yoktur onun,uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülüde yoktur.Bir başka göze bakmaya bir başka tene dokunmaya baş!
laması okadar da zor değildir... Aşktan değil onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savunun aşkınızı. Biliyormusunuz hayat zaten kocaman bir yalan.Bu kadar sahteliğin içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK lütfen ona haksızlık etmeyin.Aşkına,sana aşık olana sahip çık ve onu kaybetme.''SENİ SEVİYORUM'' demek için geç kalma! Sevgiyle kal...

Yorumlar (0) :: Bağlantı

24/1/2007 - ATTİLA İLHAN

Kimi? / Attila İlhan

Kapıyı açık bırak
Hiç kimse görmese de
Belki biri gelir
Elsiz ayaksız
Varla yok arası
Hanidir bekliyorum

-----------------------


Korkarım / Attila İlhan

ay soluk soluğa
yıldızlar akla ziyan bir irilikte
uzaydan yanmış kibrit kokuları
koklasam korkarım
koklamasam
gizli yılan ıslıklarıyla özsuyu zaptediyor
henüz birer iskelet gibi çıplak
asağıdan yukarıya ağaçları
çiçekleri uyandı uyanacak
koparsam korkarım
koparmasam
öyle yoğun bir elektrikle
çıtırdar ki saçları
kim değse tutaşacak
dokunsam korkarım
dokunmasam
gözleri bir yangın başlangıcıdir
dudakları kırmızı alarm
uğultusu şehre yayılır
sokak sokak
tutulsam korkarım
tutulmasam
Nasıl Bir Sevdaysa...


----------------------------


Ay çok mu gecikti nerdeyse çıkar
Sen yalnızlığıma varır varmaz
Az sonra yağmuru durduracaklar
Rüzgarı değiştirdim
Ustura ağzı poyraz
Yok canım yıldızları unutmadık
Mutlaka yerlerinde bulunacaklar
Kenarı yaldızlı mavi bir karanlık
Sütlü çıplaklığını örtecek kadar
Senin için olduğu asla bilinmeyecek
Yapraklarını birden dökecek dutlar
Şafak sökerken sekiz on kadar şimşek
Balkonda işlemeli müstesna bulutlar
Ayak bastığın an şehir de değişebilir
Yoksa Moskova'mı
Belki Berlin belki Dakar
Belki 30'lardan mehtap yorgunluğu İzmir
Körfez'de şerefine donatılmış vapurlar
Nerede ne zaman kaç kere yaşadık
Nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar
Bitirdiğimiz herşeye yeniden başladık
Dudaklarımızda birbirimizden mısralar
Nefesler 4

--------------------------------


su dinlerim gök anlarım
alevi tenime sığmaz
teni canla bütünlerim
büyür bedenime sığmaz

demiri tavında dövmeli
emekten ürünü sağlamalı
yarını bugünden giymeli
yarıyolda durmak olmaz
değiştir ki değişesin
karşıtınla çelişesin
bileşim yollar uğrağı
gelişim sınır tanımaz


---------------------------------


Nöbet Değişimi / Attila İlhan

 

istediğim yağmur hazır mı bakalım
yerlerine konuldu mu soğuk katiller
karanlığı ya gevşek dokudularsa
öldürüleceğimden emin olmalıyım

şimşekler gecikti herhalde unutulmuş
acı yeşil keseceklerdi birden yolumu
hani viraj ıslıklarıyla hain otomobiller
sarı sarı göz kırpan trafik ışığı

yeryüzünde çok fazla bir yalnızlığım
başka yalnızlıklara hak tanımayan
biliyorum kuralları bozduğumu
yerimi uysal birine bırakmalıyım  

----------------------------------

O Sözler Ki / Attila İlhan

 

o sözler ki acıdır
mapusane avlularında
demirli kırbaçlar gibi şaklar
o sözler ki sırasında
çiçek açmış bir nar ağacıdır
dağ ufkuna vuran deniz aydınlığı
sırasında gizemli bıçaklar

o sözler ki
imgelem sonsuzluğunun
ateşten gülüdürler
kelebek çarpıntılarıyla doğarlar ölürler
o sözler ki kalbimizin üstünde
dolu bir tabanca gibi
ölüp ölesiye taşırız
o sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan
uğrunda asılırız

----------------------------------


Pusudaki / Attila İlhan

 

GECE BİR ANDA YILDIZ
BAHÇE BİR ANDA ÇİÇEK
UZAKTAN DENİZİN KOKUSU
KARANLIKTA KIMILDAYAN BÖCEK

İÇİMİ BİR ANDA
AYDINLATIR MİMOZALAR
BİR ANDA YAŞAMAK YENİDEN GÜZEL
YEPYENİ BİR AŞK
PUSUDA HAZIR
--------------------------------


Rinna-Rinnan-Nay / Attila İlhan

 

melengecin dalında çifte sığırcık diley çifte sığırcık
ciğerime ateş değdi öley diley öley gencecik
zehir pamuk ırgatlığı gavur gündelikçilik

rinna-rinnan-nay
yüreğim bölündü lay
damarlarım delindi
kan gider kan gider

melengecin dalında çifte saksağan diley çifte saksağan
boynumda dönüp batır öley diley şol kahbe devran
ağlarım bir yandan kan kusarım bir yandan

rinna-rinnan-nay
ellerim kırıldı lay
gözüm seli duruldu
kum gider kum gider

melengecin dalında çifte güvercin diley çifte güvercin
eğnimde göynek yok öley diley ayağım yalın
ölürsem kahrımdan öldüğüm bilin

rinna-rinnan-nay
yollarım kapandı lay
bulutlar parçalandı
gün gider gün gider

melengecin dalında çifte ispinoz diley çifte ispinoz
azıktan yetimim öley diley katıktan öksüz
dirliksiz düzensiz hanidir hürriyetsiz

rinna-rinnan-nay
künyemiz yazıldı lay
kervanımız dizildi
can gider can gider


-----------------------------------


Rüzgar Gülü / Attila İlhan

 

Önümden çekilirsen İstanbul görünecek
Nerede olduğumu bileceğim
Sisler utanacak eğilecek
Ağzının ucundan öpeceğim
Saçına kalbimi takacağım
Avcunda bir şiir büyüyecek
Nerede olduğumu bileceğim
Bu çıplak geceler yok mu
Bu plak böyle ağlamıyor mu
Camları kırmak işten değil
Delirecek miyim neyim
Kirpiklerimden mısra dökülüyor
Kenya'da simsiyah yalnızım
Yoksul bir şilepte gemiciyim
Malezya'da yük bekliyorum
Önümden çekilirsen İstanbul görünecek
Nerede olduğumu bileceğim

Gözlerini söndürme muhtacım
Ben senin aydınlığına muhtacım
Yepyeni bir ilkbahar harcayıp
Bir yaz boğup bir sonbahar harcayıp
Rüzgar gülünü arayacağım
Oran'da Pernanbouc'ta Tombuktu'da
Vinçler yine akşamları indirecekler
Yine karanlığa bulaşacağım
Gözlerin rüzgarda savrulacak

İkimiz iki sap buğday olsak
Sen benim olsan, ben senin olsam
Bir gece vakti aklına gelsem
Uykunu tutsam bırakmasam
Seni kucaklasam, kucaklasam
Birbirimizin kalbini dinlesek
Dünyanın kalbini dinlesek
Büyük ateşler yaksalar
İki güvercin uçursalar
Nerede olduğumuzu bilsek

Yorumlar (0) :: Bağlantı

24/1/2007 - AHMET TELLİ

BELKİ YİNE GELİRİM

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
Okuduğum bütün kitaplar paramparça
Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
Dizginlerini koparan bir at sanki bu
Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...

Yorumlar (0) :: Bağlantı

24/1/2007 - BİR ANIYDI MEVSİMLER

BİR ANIYDI MEVSİMLER

 

Dün gece bir anı bıraktım sana
Yorganın altından bakan soğuk geceleri
Rüzgarın penceremde bestelediği mırıltıyı
Ve Karanlık şehrin ışıklarını
Bir anı bıraktım sana hasret kokan
Mevsimleri tutup sakla diye
Bakışlarımdan arta kalan sessizliği,
Ve Kuğulu göldeki beyaz yaprakları

Bir anı bıraktım otel odasında
Saçımın teli ya da süzülen terimi değil!
Ellerimin titreyişini içimdeki fırtınayı
Ve bakışlarımı bıraktım tenini öpen

Hayattan bir anı bıraktım sana
Metro kaldırımlarındaki son bakışını
Okyanus serinliğindeki öpüşmemizi
Ve gözlerimdeki endişeyi bıraktım

Mevsim sayfalarını çevirdi Eylül'e
Gülen sarı gözlerimi,
Kalbimi gömdüğüm karlı yolları
Ve Anıttepenin sonbahar fırtınasını..

Bir anı bıraktım dün gece sana
Sarı mumlar komidinde
Yanıp sönmüşler aşk gibi
Ve Tutkularımı bıraktım

Bir anı bıraktım sana Ekim'den
Ve Kan kokan ihtiraslarım,
Geceleri ağladığım ıslak resmini,
Ve sevgi kokan yırtılmış sayfaları

Bir anı bıraktım Kasım gecesinden
Donmuş parmaklarımdaki heceleri,
Seyrettiğimiz yıldızlarımı bıraktım
Ve Kaybolan Mayıs gecesini

Bir anıydı sadece bunlar
Hissettim sandığım hislerimi
Kaçamaksız hapsedilmiş gecelerimi
Ve aşkın acımasızlığını...

 

Yorumlar (0) :: Bağlantı

24/1/2007 - DOKUNAMASAMDA SANA SENİ SEVİYORUM

Dokunamasamda sana seni seviyorum . .

--------------------------------------------------------------------------------

Kimsesiz sandığım bir mevsim gidiyordu gözlerimin önünden. Ellerimde sahipsiz her gecenin yorgunluğu. Taş duvarların üzerinden gölgeler büyüyor yalnızlığıma. Aklımı başımdan alan bir rüzgar gibi dokundun tenime. Yüreğime yüreğini koydun. Yüreğim oldun.


Daha ilk günden ısınmıştım sana,sanki gökyüzüm sen,yağmurlarım sendin,düşmeden içimdeki yalnızlığın kumsallarına.Denizleri senin için renklendirdim ben,bulutları senin için yakaladım. Sanki en ufak bir rüzgarda savrulacak gibi değildim uykusuzluklarına.
Sen gitmedin ki,gerçek ötesiydin bendeki her zamana. Tuttum ellerinden,saçlarının kokusunda büyülendim dudaklarına. Islatmalıydın beni yağmurlar gibi. Öpmeliydin içinden geldiğince. Ben o zaman sen olurdum karışmadan nefes alıp verdiğim bir şehrin monotonluğuna.
Çalışma masamda yanan mumun alevinde şekillendi hayalin. Uzun uzun seyrettim. Dokunmak istedim ama beceremedim. Akşama koşan ayakların altında kızgın asfalt gibiydim günden arta kalan. Güneş haber vermezdi çekip giderken. Bir sessizliği kalırdı eve kapanan yüreklerin birde seni bana özleten hayalin. Kendi yüreğimi senin ellerine bırakırken.
Zamanı hep peşime taktım.Bir başka yere gitmenin olanaksızlığını tartışıyorum kendimle. Gitmeyeceğimi biliyorum. Belki de ellerinin sıcaklığından olsa gerek. Ben her sahipsiz mevsimin kimsesiz gecesinde seninle bütünleşiyorum. Basit gelecek belki tüm anlatamadıklarım. Bir şeyi çok iyi biliyorum sen anlayacaksın günü gelecek. Bu saadet hiç ölmeyecek.
Fotoğrafın karşımda duruyor. Öyle masum öyle güzel ki seni yaşamak bu kendini tanımayan cümlelerin ardında senin gözlerinde aşk gibi çoğalmak. Anlatmak çok zor. Ben anlatamıyorum yaşıyorum. Herşeye katlanmak dedikleri bu olsa gerek. Günün bütün tükenen saatlerinin peşisıra bir ekranın karşısında seni bana gülümsüyormuş gibi hissedebilmek. Öyle güzel ki saatlerce seninle hayatı paylaşabilmek.
Oysa şimdi yalnızlığım yanımda,sensizliğin şarkısını dinliyorum. Seni sevmek yazılmış bana,dokunamasamda sana,seni çok seviyorum...

Yorumlar (0) :: Bağlantı

24/1/2007 - İCLAL AYDIN

Seni Seviyordum

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...

Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri

SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...

Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

BEN SENİ SEVİYORDUM...

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

Geri dönüyordu, çoğalarak

Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun

Kalp ağrısı oluyordun,

Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk...

Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...

Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları

Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

Kalbimi acıttı her zamanki gibi...

Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Masallar

Daha uyanmamalıydık masallardan.Ne zaman bitti o eşsiz ormanlar, yollar? ne zaman ayrıldı yolları şehzade ile ipek kızın? ve ne zaman vazgeçti yakışıklı prens yüzyıl uyuyan güzeli uyandırmaktan? Ne zaman yoruldu aladdin lambasını ovmaktan? iyilik perileri, sevimli cinler şimdi neredeler? Daha uyanmamalıydık...Masallar hep o renkte ve aynı inandırıcılıkta kalmalıydı kalbimizde.Bir şey oldu, bir yerlerde.Büyüdük mü küstük mü birşeylere ne; inanmaz olduk masallara.Dinlemez olduk ve anlatmadık bir daha.Belki anlatılacak masalımız kalmadı, çabuk yordu hayat bizi.Oysa ne güzeldi küllerinden yeniden doğan Anka kuşu, Kaf dağının ardındaki o gizemli ülke, lal bir oba uşağı ile güzeller güzeli bey kızının başkaldıran sevdası.Nasıl özlüyoruz geçmişi...Neden özler ki insan? Hele birde mutsuz bir çocuksanız...Çocuktuk çünkü.İnanıyorduk.Köprüler geçmemiş, aldatmamış, aldatılmamış, bedeller ödememiş, ayrılık ve hasret mektupları okumamıştık.Ve dizlerimizi kanatmamıştı henüz hayat.İnanıyorduk, duruyduk, saftık, çocuktuk.Şimdi anlatacak bir masalımız bile yok, bir köşesine sığınacak...
İclal Aydın

Yorumlar (0) :: Bağlantı

24/1/2007 - SEN VE MAVİ

SEN VE MAVİ

Bir parça umut istedim
Ay ışığında bestelediğim
Aşk'ın şarkısı ve dalgalar
Ve sonra sen
Aynı o dalgalar gibiydiniz
O beyaz sen maviydin...
Sonra gecenin sessizliği
Girdi araya ve uzandı
Hayallerime sinsice
Gecenin solgun bekleyişleri
Dinmek bilmedi hiç
Ve bir kırmızlık belirdi
Sabahın mavisiyle birlikte
Sanki aynıydınız
O daha sert mavi
Sen daha belirsiz
Avuçlarımda senden izler
Belki hiç solmayan düşlerden
Esir düşmüştüm dün gece
Bakıp durduğum hep aynı şey
Zamanın sarsıcı kolları
Uyanmak istemedim mavi kabuslardan
Gözyaşlarım yanaklarımdan
Hep yuvarlanıyor
Bir kere bile silememiştim
Heyecanımı ve kollarımdaki seni
Zamklamışım meğersem sevgimi
Tutup atmak ne kelime
Ya kalpsiz kalmak ya sensiz
O kadar yalnızım ve üşümüşüm
Herşeyi çok ciddiye almışım
Sen gibi
Öyle anlar varki içimde
Saklamak ne kelime
Çırpınan kuşlar gibi oluyorlar
Ten kafesini parçalayıp bulutlara
Uçuyorlar delice
Sonra yine aynı yerdeyim
Karanlık bir sokak ve ıslak yapraklar

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

MAVİ DERİNLİK

Hani bir gece elimden tutup götürmüştün
Beni mavi dalgaların sessizliğine
Dolunayda dans etmiştik gözgöze
Dudakların sarmıştı her yerimi
Gecenin O ince siyahlığında...
Hani elini tutmuştum yağmur çiselerken
Gökyüzünde martı sağnağı vardı
Ve Dudakların dudağıma deydiğinde
Başka endişeler yaşamıştım içimde
Sonra Sensiz kaldı o gün ellerim
Mavi derinliğin titreşiminde...
Ellerini yüzümde gezdirmen
Dik kayalardan atlamak gibi bir şey
Geceleri ayak seslerim vardı odamda
Cama dayanıp ismini yazmak istedim
Bilmem kaç kere Buğulu camlara
Biliyormusun?
Sevginin bestesi çok başkaydı içimde
Sevgi bazen hırçın dalgalar gibi
Bazense bir gülün dikeni gibi
Ve bazen öyle bir hal alır ki;
Bir dağın zirvesindeki bir papatya gibidir
Geceleri buz kesmiş ellerimde nefesin
Yüzümdeki bekleyişin hikayesi varken
Bekledim titreyen kalbimle sonsuza
Ekim dalgalarıyla boğuştum geceleri
Sonbaharın gelişi gibi sevimsiz oldu bu
Yağmurun sesini besteledim içimde
Bir başka kalbin içinde üşümek var mı diye..
Aşkın acımasızlığı korkutmadı beni
Bakışlarından kaçtım sisli gecelerde
Sevmeyi beni düşünmende değil
İçindeki fırtınada aradım ben
Daha derinlere indikçe
Aşkın nefesini soludum ben...
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------@@@@@@@@@@@@@@@----------------------------------------

 

ŞEHRİN SESSİZLİĞİ

Hani şehri yağmur kaplar ya
Ellerin titrer soğuktan
Göz kapakların ağırlaşır
Bakamazsın ıslak adımlarına
Seni geceleri öylesine hapseder
Sarı düşlerin delirtici isyanı
Değer göz kapaklarına
Hayalini kurduğun eller
Sonra uyanırsın
Yıldızların parladığı geceye
Ve yağmur yağar
Çıkıp dolaşır ıslanırsın
Kendinle kalırsın ve düşlerinle
Yağmur ağlamaklıdır..
Sonra gözlerin düşer
Ve kaybolurlar şehrin sessizliğinde

Yorumlar (0) :: Bağlantı

24/1/2007 - SENİ NE ÇOK SEVDİM BEN

Seni ne çok sevdim ben.

Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.

Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim.

Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın.

Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim.

O da MUTLU OLMAN

Yorumlar (0) :: Bağlantı

24/1/2007 - SEVGİ OLMALI

SEVGİ OLMALI

 

Geceleri buz kesmiş ellerimde nefesin
Dalından kopan bir yaprağın rüzgarla
Arkadaşlık edip uzaklardan selam yollaması
Kaybetme endişesiyle bakmak yollara
Hep içinde büyüyen rüzgarlar gibi
Aşk sadece titreme olmalı sıcak gecelerde
Uzak mavi-beyaz dalgalara bakışlar olmalı
Sonbaharın gelişi gibi habersiz
Yağmurla birlikte yürümek olmalı
Başka kalbin içinde üşümek kadar
Bağlayıcı olmalı seni bana..
Oysaki aşk öylesine acımasızki,
İçten vurur sessizliğini bozarcasına
Uçurumlar ötesinden fırlayan ruhun
Ve yıldızların yaktığı bedeninde
Gizlenir Mayıs gecesinin endişesi
Dalların, yaprakların dans ettiği,
Parklarda alabildiğin nefes kadar olmalı
Sadece bakışlarındaki fırtınada
Ve onu gül yapraklarıyla
Temmuz gecesindeki öpüşün olmalı

Yorumlar (0) :: Bağlantı

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
pasaklımın saati
diğer
tasarım
blueeyes